SAMANYOLU HUZUREVİ, ÖZEL HUZUREVLERİ DERNEĞİNİN ÜYESİDİR...   HUZUREVİ ARARKEN HUZURSUZ OLMAYIN

 
 
 
  Anlaşmalı
           Kurumlar

  

 Şifa Hastanesi
 Şifa Polikliniği
 Kızılay Tıp Merkezi
 Sistem Göz Has.
 Marmara Ambulans
 İstanbul Ambulans
 


Ne Mutlu      
Türküm Diyene!      

YAŞLI BAKIMI İÇİN ÖNERİLERİ

Yatağa bağımlılık hali söz konusu olduğunda iyi bir bakım verilemiyorsa vücuttaki tüm sistemlerin olumsuz etkilenmesi ve bir çok problem yaşanması kaçınılmaz hal alır. Kas iskelet sisteminde osteoporoz ve kullanılmayan kaslarda güçsüzlük ve küçülme, deride yatak yaraları, solunum sisteminde hareketsizliğe bağlı zatürree, akciğer ödemi ve aspirasyon pnomonisi (yiyeceklerin solunum yoluna giderek zatürreeye neden olması), kalp damar sisteminde tıkanıklıklar, emboli, trombüs, sindirim sisteminde kabızlık, iştahsızlık, beslenme bozuklukları, ağız içi enfeksiyonlar, üriner sistemde idrar yolu enfeksiyonları, idrar tutulması, mesane taşları, ruh halinde bozukluklar uyku düzeninde bozukluklar olası muhtemel sorunlardır.

Ayrıca hijyen gereksinimi artmış, psikolojik ve sosyal olarak desteklenmesi de daha fazla anlam kazanmıştır. Bakımında yeterli beslenmesi, sıvı alımı, boşaltımı, kişisel hijyeni ve mobilizasyonuna (pozisyon değişikliği,zaman zaman oturtulması vb.) özen gösterilmeli mümkün olduğunca kendi bakımına katılımı sağlanarak yalnızlık ve işe yaramazlık duygularından kurtulması sağlanmalıdır. Evde yatağa bağımlı yaşlı bakımı ve takibi destek isteyen ve paylaşılması gereken zor bir iştir. Bu tür kişilerin Huzurevleri Özel bakım ünitelerinde bakılması hem bakım kalitesini arttırır hem de sosyal ve duygusal açıdan izole olmasını engelleyebilir.

SAĞLIK

İnsan ömrü gelişen teknolojik olanakların artışından etkilenmekte olup, gelişmiş ülkelerde yaşlı insanların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Yapılan istatistiksel araştırmalar bu yaş grubunun yılda %25’lik bir artışla dünya nüfusunda en hızlı büyüyen grup olduğunu ve yaşam süresinin de giderek uzadığını göstermektedir. Bu nedenle yaşlılıkta görülen nörolojik sorunlarla daha sık karşılaşılmaktadır.
Normal yaşlılık kendini işitme ve görmeyle ilgili değişiklikler, koku duyusunun azalması, dokunma ve derin duyu algılama bozuklukları, kalp damar ve akciğer değişiklikleri, ürolojik ve jinekolojik değişiklikler, idrar yapma alışkanlığında değişiklikler, kemik kas ve eklem yapısı değişiklikleri ve beyin ile ilgili değişikliklerle gösterir.
Yaşın ilerlemesiyle doğru orantılı olarak gelişen fizyolojik sorun ve şikâyetler kadar ruhsal sorun ve sıkıntılarda da artmalar gözlenir. Bunlar genelde; uyku bozukluğu, öğrenme ve hatırlama güçlüğü, depresyon, anksiyete, performans kaybı, kişilik değişikliği ve alınganlık, bunama gibi şikâyet ve sorunlar olarak karşımıza çıkar. Ancak demans, alzheimer, Parkinson, gibi fiziksel ve zihinsel performansın zayıfladığı ileri evrelerin de başkalarından yardım almadan en basit yaşamsal işlerin bile yapılamadığı hastalıklar daha yoğun ruhsal sorunların oluşmasına neden olur ki hem yaşlı hem de aile bireyleri ve yakınları için yaşamı zorlaştıran faktörlerdir.

<<<<<<<

>>>>>>>

BESLENME

Yaşamın her döneminde sağlığın korunmasında ve geliştirilmesinde beslenme önemli bir etmendir. Kişinin yaşlanma süreci, yaşam süresi ve kalitesi beslenme biçiminden etkilenebilmektedir. Günümüzden yaklaşık yarım yüzyıl önce başlayan ve süregelen çalışmalarda deney hayvanlarında enerji tüketimi ve yaşam süresi arasında ilişki bulunmuştur. Genellikte düşük kalorili diyet alan deney hayvanlarının daha uzun sûre yaşadıkları saptanmıştır. Bu çalışmalarda enerji sınırlamasının immün fonksiyonları (düzelttiği, hücresel proliferasyon hızını azalttığı, bazal metabolik hızı düşürdüğü, hücrelerin RNA'yı yenileme yeteneğini etkilediği, daha az serbest radikal oluşumu sağladığı, protein sentezini ve yıkımını arttırdığı ve bu değişikliklerin tümünün daha uzun yasam süresi ile ilişkili olabileceği sonucuna varılmıştır.
Deney hayvanlarında elde edilen orta derecede enerji sınırlamasının yaşam süresini uzatıcı etkisinin insanlar için geçerliliği tartışmalıdır. Yetersiz enerji alımının yaşamın her döneminde getireceği sağlık riskleri göz önüne alındığında, enerji alımının boya uygun vücut ağırlığını koruyucu düzeyde olması daha uygun görülmektedir. Düşük enerjili diyetin insanlarda yaşam süresine etkisi konusundaki çalışmalar çok azdır. Bu konuda etki-sonuç ilişkisinin kurulabilmesi için daha çok çalışmalara gereksinim vardır.

 Besin öğeleri de yaşam süresini ve yaşlanma mekanizmasını etkileyebilmektedir Örneğin diyetteki bazı antioksidanların miktarının artması serbest radikal konsantrasyonunu kısmen azaltabilmektedir. Yüksek yağlı diyetlerle ise obesite, yaşam süresinin azalması, tümörlerin erken ortaya çıkması, azalmış bağışıklık ve kollajenin hızlı yaşlanması gibi sonuçlar elde edilmiştir. Yağın bileşimi ve diyetteki antioksidan miktarı serbest radikal hipotezine göre yaşam süresini ve tümör gelişimini etkilemektedir.

YAŞLILIKTA BESLENMEYİ ETKİLEYEN ETMENLER
Yaşlılar birbirinden farklı yaşlanma sürecine sahip, farklı yetenekleri ve olanakları olan heterojen bir gruptur. Genelde yaşlının beslenmesini olumsuz etkileyen etkenler yaşlının tek başına yaşaması yiyecek alışverişi, yiyecek hazırlama ve pişirmeyi zorlaştıracak veya olanaksız kılacak fiziksel engeli, bu konuda yardımcı olacak kişi veya kurumların olmaması, çiğneme ve dişlerle ilgili sorunlar ve yeteli beslenmesini sağlayacak gelirinin olmamasıdır. Bunların yanı sıra, iştahı, besin öğelerinin emilimini ve kullanımını azaltan veya besin öğesi gereksinmesini artıran hastalıklar veya kullanılan ilaçlar, depresyon veya mental sorunlar yaşlının beslenme durumunu etkiler.

Yaşlıda Beslenme Durumunu Etkileyebilecek Organ Fonksiyonlarındaki Değişiklikler
Yaşlılarda. organ fonksiyonlarındaki azalma veya değişiklikler beslenme durumunu etkileyebilir. Bu değişikliklerin yaşa mı yoksa bir takım hastalıklara mı bağlı olarak geliştiği saptanmalıdır.

YAŞLILARDA ENERJİ VE BESİN ÖĞELERİ GEREKSİNMELERİ
Organ fonksiyonları ve enerji metabolizmasındaki değişiklikler nedeniyle yaşlıların besin öğesi gereksinmeleri gençlerden ve yetişkinlerden farklıdır. Örneğin sağlıklı yaşlılarda görülebilen atrofik gastritis nedeniyle mideden sıvının hızlı boşalımı, buna bağlı proksimal ince barsakla pH'nın yükselmesi ve bakteri çoğalması, toiat ve B12 gibi bazı vitaminlerin, Fe, Ca, Cu, Zn gibi minerallerin ve proteinin biyoyararlılığını azaltabilir.

Enerji
Yaşla birlikte enerji alımı ve harcaması genellikte düşmektedir. Tablo 2'de enerji alımı ve harcamasında yaşa bağlı değişiklikler görülmektedir.
Yaşlıda enerji harcamasındaki azalmanın 2/3'ü fiziksel hareketlerin azalmasından kaynaklanır. Fiziksel hareketlerin azalması alınan fazla enerjinin yağ dokusu şeklinde depolanarak vücut yağ kitlesinin artmasına, yağsız (doku kitlesinin ise azalmasına neden olmaktadır. Yağsız doku kitlesinin ve aktif hücre kitlesinin azalması bazal metabolik hızın azalmasına yol açar. Yaşlılarda fiziksel hareketlerin ve bazal metabolizma hızının azalması enerji ' harcamasını, dolayısıyla enerji gereksinmesini azaltır. HDA (Hecommended Dietary AHowances) İ9S9'a göre 51 yaş ve üzeri için enerji gereksinmesi; erkekler için 2300 kkal/gün ve kadınlar için 1900 kkal/gün olarak verilmiştir Bu değerler 30 kkal/ko/güne eşdeğerdir.
Hem düşük ağırlık hem de şişmanlık yaşlılarda rölatif ölüm riskini artırır. Vücut ağırlığının değerlendirilmesinde günümüzde en geçerli yöntem Beden Kitle indeksi (BKI) dir. BKI 20-25 arasında olmalıdır. BKI'sinın 25-30 arasında olması hafif şişmanlık olarak değerlendirilir. BKI'nin 25-27 arasında olması, yaşlının fiziksel aktivitesini artırarak önlem almasını gerektirir. Önlem alınmazsa BKI gittikçe yükselecektir. BKI'nin 30 ve üzerine çıkmasıyla sağlık riskleri artar. Bu durumda enerjisi azaltılmış diyet önerilir. Ancak diyet enerjisi 800-1000 kkal/gün altına düşürülmez. Yaşlılarda çok düşük enerjili diyetler kullanılmamalıdır. Şişmanlığın giderilmesinde yaşlı için diyet, fiziksel hareketlerin artırılması ve davranış değişikliği en uygun yöntemlerdir.

Protein
Yaşlılarda yağsız doku kitlesini ve doku fonksiyonlarını en iyi koruyacak protein miktarı kesin olarak bilinmemektedir. Protein için önerilen tüketim standardı 0.8 g protein, kg/gün'dür Bu miktar yetişkinler den farklı değildir. Ancak bu düzeydeki protein tüketimi ile özellikle fiziksel yönden aktif yaşlılarda negatif azot dengesinin oluşabileceğine ilişkin veriler vardır. Yaşlılarda protein sindirimi ve emiliminin azalabileceği göz önüne alınırsa 0.9-1.0 g protein/kg/gün daha uygun görülmektedir. Günlük enerjinin %1,2-15'i proteinlerden sağlanmalıdır. Enfeksiyon, kemik kırıkları, ameliyat veya yanık gibi fizyolojik stresler Söz konusu olduğunda protein alımı arttırılmalıdır. Yaşlılarda diyetin protein kalitesinin yüksek olması istenir. Protein alımının en az % 25'i hayvansal kaynaklardan, kalan bitkisel kaynaklardan gelmelidir. Yaşlılar için en uygun hayvansal protein kaynakları süt. yoğurt, yağsız peynir, tavuk ve balık etidir.

Yağ
Günlük enerjinin % 25-30'u yağdan gelmelidir. Kalp damar hastalığı gibi kronik hastalıkların önlenmesi ve yeterli miktarda esansiyel yağ asiti sağlanması açısından bu yağın doymuş, tekli doymamış ve çoktu doymamış yağ asili miktar önem taşımaktadır. Genelde günlük alınan yağın 1/3'ünün doymuş. 1/3'ûnün tekli doymamış. 1/3'ünün ise çoklu doymamış yağ asitlerinden sağlanması gerekir.

Karbonhidrat
Günlük enerjinin % 56-60'ı karbonhidratlardan sağlamı. Ancak şeker gibi rafine karbonhidrat yerine kompleks karbonhidrat tercih edilmelidir.

Posa
Diyet posası besin öğesi olarak değerlendirilmemekle birlikte, gastrointestinal fonksiyonlara olumlu etkileri nedeniyle önemli bir diyet bileşenidir. Diyet posası, çözünür ve çözünmez posadan oluşur. Çözünmez posa selüloz, hemiselüloz lignin gibi nonpolisakkaritleri içerir. Bu maddeler ağırlıklarının 5-7 katı kadar su tutarak dışkı hacmini artırıp, yumuşak olmasını sağlar ve intestinal kanaldan geçişim kolaylaştırır Çözünmez posanın kaynakları lam tahıl taneleri ve bunlardan yapılan ürünler, sebze w. meyvelerin kabukları ve buğday kepeğidir. Çözünür posa ise pektin musilaj ve gumlarıdır Bu maddeler daha az su tutarlar. Fizyolojik önemleri jel kitlesi oluşturarak diyetteki öğelerin emilimini yavaşlatmalarıdır. Bu açıdan, glikoz emilicini yavaşlatarak kan glikozunun hızlı yükselmesini önler. Böylelikle daha düşük insulin yanılma gerek duyulur Çözünür posanın diyette arttırılması ile hiperkolesterolemik bireylerde, plazma kolesterol düzeyinde % 10-15 oranında düşme gözlenmiştir. Çözünür posanın kaynakları kuru baklagiller meyve ve sebzeler ile yulaf kepeğidir.

Sıvı
Sıvı alımı/la normal fizyolojik kayıplar karşılanır. Sindirim, intestinal fonksiyon ve renal klerens sağlanır. Bu nedenlerle yaşlıların sıvı alımları çok önemlidir Ancak yaşlılarda susama duyusundaki azalma ve mesane kontrolünün azalması nedeniyle sıvı alımını sınırlama gibi nedenlerle yeterli sıvı alımı gerçekleşmeyebilir, Diare, ateş, enfeksiyon varlığında ve çok sıcak havalarda sıvı alımının yeterli olmaması dehidratasyona neden olabilir. Konstipasyon ve böbrek taşları oluşabilir. yetişkinler için önerilen 1 ml/kkal veya 30-35 ml/kg sıvı miktarı yaşlılar için de geçerlidir. Yaşlı günde en az 8 bardak sıvı (su, süt, ayran, çay) ıhlamur almalıdır.

Vitaminler
Yaşlılardaki fizyolojik gereksinmeler ve doku depoları ila ilgili yeterli ve kesin bilgi eksikliğine bağlı olarak herhangi bir vitamin alımının değerlendirilmesi konusu tartışmalıdır. Bu konuda daha çok araştırma yapılması gereklidir.

Tablo - Yaşlılarda vitamin eksikliklerine neden olan etmenler
A. Fiziksel Etmenler :
1.Kalori gereksinmesinin ve besin alımının azalması
2. Tat duyusunun azalması
3. Takma dişlerin uymaması. ağrı, çiğneme güçlüğü
4. Fiziksel bozukluklar ve hareketliliğin
5 Çiğneme ve yutmada nörolojik bozukluklar
6. Hafıza ve dikkat bozuklukları
7. Kronik hastalıklar- Konjestif kalp yetmezliği kroner arter hastalıkları
8. Atrofik gastritis
9. Barsağın motilite bozuklukları
10. Hiatus herni reflü laktoz intoleransı, barsak ağrıları gibi besin alımını olumsuz etkileyen durumlar
 
11. İlaçlar

B. Sosyal ve Psikolojik Etmenler :
1. Yalnız yaşama
2. Depresyon
3. Alkolizm
4. Besin satın alma, depolama, pişirme ile ilgili bilgisizlik
5. Besin seçme, beslenme alışkanlıkları
6. İhmal

A Vitamini
Yaşlılarda A vitamini yetersizliği yaygın değildir. Pek çok çalışmada, plasma düzeyi île diyetle alım paralellik göstermektedir. Bu durum karaciğer A vitamini depolarının büyüklüğünden ve bu depoların diyetle alımdan bağımsız olarak plasma düzeylerini sürdürmesinden kaynaklanabilir Şiddetli bir yetersizlik olmadıkça plazma A vitamini düzeyi düşme, Bugüne kadar karaciğer A vitamini depolarını düzenleyen biyokimyasal ve fizyolojik parametrelere yaşın etkisi konusunda bu veri yayınlanmamıştır. Önetilen tüketim standartlarında 51 yaş ve üzeri erkekler için günde 1000 mcg RE (retinol eşdeğeri), kadınlar İçin ise günde 800 mcg RE önerilmekledir, Bu değerlerin yaşlılar için biraz yüksek olabileceği düşünülmektedir Diğer taraftan karotenlerin kanserden koruyucu özellikleri nedeniyle karoten içeren yeşil sarı ve turuncu sebze ve meyve tüketiminin artırılması önerilmekledir.
A Vitamini toksisitesi: Böbrek ve karaciğer bozukluklarında toksisite artar. Normal böbrek ve karaciğer fonksiyonu olan bir yaşlıda günlük 50.000 RE 6 ay kadar kronik toksisite belirtileri göstermeden tolere edilmiş ise de, başka bir yaşlıda günlük 15,000 RE ile toksisite oluşmuştur, Günde 30 mg B karoten veya eşdeğeri alındığında karotenoderma görülmüştür.


B6 Vitamini toksisitesi: Önerilen tüketim standardının 1000 katı B6 vitamini yan" etkileri olmadan tolere edilebilir. Bununla birlikle 100 mg/gün dozu uzun süre alındığında duyusal nöropati ve alaksi gelişebilir. Pridoksin Levadopa'nın periferal dekarbokisilasyonunu artırır. Parkinson hastalığında tedavideki etkinliğini azaltır. Phenytoin antikonvulsan etkisini düşürebilir.

B12 Vitamini
İlerleyen yaşla birlikle B12 vitamini emilimi azalır. Bu azalma yaşlıların yaklaşık %50'sinde görüler atrofik gastritisten kaynakla nabilir. Besin proteininden B12 vitamininin serbestleşmesi azalır. Asit azlığında barğırsakların yukarı kısmında bakteri çoğalması B 13 vitamininin biyoyararlılığını azaltır, İntrinsik faktör sekresyonunda azalma söz konusudur. Ayrıca yaşlılıkta B12 vitamininin transkobalamin II'ye bağlanması azalır . Transkobalamin l ve Iranskobalamin ll'de de % 30-40 azalma olabilir. Serum vitamin B12 normal sınırlar içinde kalabilir Yaşla birlikle serum vitamin B12 düzeyinin düşmesi pernisi bozukluğuna bağlı olabilir. Karaciğerdeki depolar ve etkin enterohepatik sirkülasyon nedeniyle yetersizliğin oluşması aylar veya yıllar alabilir.
B12 Vitamini toksisitesi: Oral 100 mcg/gün B12 vitamini île açık toksik belirtiler rapor edilmemiştir. Oral veya Iniramusküler eşin dozların küçük yan etkileri vardır.

Folik Asit
Yaşlılarda folat emilimi atrofik gastrilisten etkilenirse de, atrofik gastritise bağlı ince barsakta bakteri çoğalması, bakteriyel folat sentezini arttırarak bu durumu kompanse edebilir. Yaşa bağımlı olarak konjugaz aktivitesindeki değişiklik konusu tartışmalıdır
Sosyoekonomik düzeyi düşük ve alkolik yaşlılarda folik asit yetersizliği belirtileri yaygındır. Sağlıklı yaşlılarda RDA (1989) düzeyinde folik asıl alımı (erkeklerde 200 mcg/gün, kadınlarda 180 mcg/gün) yeterli görülmektedir. Ancak besinlerin saptanan folat içeriğinin ölçüm teknikleri nedeniyle doğal içeriğinin altında olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle gerçek alım ve gereksinme biraz daha yüksek olabilir. Alkol kullanımının boyutları ve bazı ilaçların (antikonvülsan) kullanım süresi gereksinmeyi etkileyebilir.
Folik Asil toksisitesi: Önerilen tükelim standardının 100 katı yüksek dozlarda. Phenytoin kullananlarda konvülsiyonu hızlandırdığı gözlenmiştir. Günde 10 mg folik asiti 4 ay süreyle kullanan kadınlarda zıt etkiler saptanmamıştır. Potansiyel tehlikesi düşünülerek yüksek dozlarda folat suplementi önerilmez.


C Vitamini
C vitamini gereksinmesinin yaşla arttığına ilişkin kanıt yoktur. C vitamini emiliminin yaşla değiştiğini savunan çok az sayıda veri vardır.Doku konsantrasyonlarının yaşla değiştiğine ilişkin çalışmalar da tutarlı değildir. Yaşa bağımlı lökosit ve plasma C vitamini düzeylerindeki azalmanın fonksiyonel önemi açık değildir.Normal plasma askorbik asit düzeyine ulaşmak için erkeklerin daha fazla diyet C vitaminine gereksinme duydukları saptanmıştır . Günde 60 mg C vitamini alan erkeklerde plasma konsantrasyonu 0.4 mg/ dL'den az bulunmuştur ki bu sınır değerdir. Plazma C vitami konsantrasyonunu (56.7 mmol/L) sürdürmek için erkeklerin 150 mg/ gün, kadınların 80 mg/gün düzeyinde C vitamini almaları gerektiği vurgulanmıştır.


Sigara, ilaç, duygusal ve fizyolojik faktörlerle hazırlama ve pişirme yöntemi C vitamini gereksinmesini etkilerler. Sigara içenlerde plasma C vitamini düzeyi % 20-50 oranında düşük bulunmuş ve sigara içenlerin günde 100 mg C vitamini almaları uygun bulunmuştur. Yaşlı erkek ve kadınların 60 mg/gün düzeyinde C vitamini almaları önerilmektedir. Askorbik asitin antioksidan özelliği ile yaşlanma prosesini geciktirici olabileceği düşünülmektedir. Yüksek C vitamini alımı ile yüksek HDL konsantrasyonu ve daha düşük kanser prevalansı arasında epidemiyolojik veriler elde edilmiştir. Ayrıca C vitamini LDL oksidasyonunu azaltabilir Plazma C vitamini konsantrasyonu 40 mmol/L'den az olanlarda yüksek senil katarakt prevalansı görülmekledir. Romatoid ariritli hastaların askorbik asiti normalden daha hızlı metabolite ettikleri ve bu nedenle C vitamini gereksinmelerinin arttığı düşünülmektedir. Spesifik hastalık proseslerinin diyet C vitamini miktarıyla ilişkileri kesinlik kazanmadan önerilen tüketim standardını artırılması düşünülmemektedir.

C Vitamini toksisitesi: Pekçok kişide günde 1 gram veya daha fazla askorbik asit alımında açık toksik belirtiler gelişmemiştir. Ancak bu düzeydeki alım fekal ve üriner gizli kan testlerinin ve serum glukoz ölçümlerinin doğruluğunu azaltabilir. Ayrıca devamlı yüksek doz alımın riskleri bilinmemektedir. Bu nedenle devamlı yüksek doz askorbik asit alımı önerilmez.Yaşlılıkla birlikle ortaya çıkan akut ve kronik sağlık sorunları nedeniyle, yaşlıların vitamin gereksinmeleri artabilir. Normal yaşlanma ile doku depolarında tedrici azalmalar olabilirse de. yeterli ve dengeli karışık bir diyet gereksinen miktarlarda bütün vitaminleri sağlar. Hastalık durumlarında artmış gereksinmeler bireysel olarak değerlendirilmelidir. Yaşlılarda vitamin gereksinmeleri konusundaki araştırma alanı dinamik ve değişkendir. Yaşlılıkla vitamin melabolizması birçok yönden daha dikkatli araştırılmalı , vitamin gereksinmeleri konusundaki bilinmeyenlere açıklık getirilmelidir Yaşlıların gelişigüzel vitamin preparatı kullanmaları önlenmeli, vitaminlerin fazlasının toksik olabileceği ve her zaman fazlanın en iyi olmadığı anlatılmalıdır. Vitamin suplementinin gerekli olduğu durumlarda güvenilir düzeylerde (RDA'nın % 100'ı) vitamin içeren multivitamin preparatlarının kullanılması uygun görülmekledir.

Mineraller
Yaşlılar için, kalsiyum, fosfof, demir, magnezyum, çinko, iyot ve selenyum ile ilgili tüketim standardı belirlenmiştir.

Demir
Yaşlılarda demir yetersizliği yaygın değildir. Demir yetersizliği anemisi söz konusu olduğunda. diyetle yetersiz demir alımından çok kan kaybı düşünülmelidir. Son yıllarda yağ ve kolesterol içeriği nedeniyle, demir biyoyararlılığı en yüksek kaynak olan etin tüketiminin azaltılmağı önerileri, diyetle demir alımının azalmasında etkili olabilir. Yaşla birlikle demir emilimi önemli ölçüde azalmamakladır. önerilen tüketim slandartlarında yaşlı erkek ve kadının gereksinmesi aynıdır (10 mg/gün) ve bu miktar yetişkin genç erkeğin gereksinmesi kadardır.

Kalsiyum
Diyet kalsiyum düzeyi ile kemik yoğunluğu arasında kuvvetli pozitif ilişki vardır. Yaşlılıkta kemik yoğunluğunun korunması için yaşam boyu yeterli kalsiyum alımı önemlidir. Diyetteki en önemli kalsiyum kaynağı süt ve ürünleridir. Süt içmeyenlere göre sık süt tüketenlerde daha yüksek kemik yoğunluğu saptanmıştır. Kemik yoğunluğundaki farklılık osteoporoz riskini etkilemektedir. Yaşla birlikte her iki cinste de kalsiyum emilimi azalmaktadır. Bu azalmanın başlıca sorumlusu D vitamini alımı ve aktivasyonundaki azalmadır. Pozitif kalsiyum dengesinin premenopozal kadınlarda 1000 mg/gün, postmenopozal kadınlarda ise 1500 mg/gün vardır. Benzer sonuçlar erkekler için de geçerlidir. Bu açıdan bakıldığında RDA (1989) daki, her iki cins için önerileri günlük kalsiyum miktarının (800 mg/gün) düşük olduğu savunulmaktadır.

Fosfor
Diyetle foslor eksikliği çok nadirdir. Eğer fosfor yetersizliği oluşursa, hipofosfatemi osteomalasia, kardiyömyopati ve psodomyo-paliye neden olabilir. Intrasellüler fosfor azalması kas kontraksiyonu, nörolojik fonksiyon ve elektrolit dengesi dahil tüm enerjetik reaksiyonları etkileyebilir. RDA (1989) da her iki cins için 800 mg/gün fosfor alımı önerilmektedir.

Magnezyum
Genç ve yaşlı populasyonunda serum magnezyum düzeylerin farklı olmadığı saplanmıştır. Küçük çaplı çalışmalarda yaşlılarda magnezyum emiliminin gençlere oranla azaldığı rapor edilmiştir.

Magnezyum
Genç ve yaşlı populasyonunda serum magnezyum düzeylerin farklı olmadığı saplanmıştır. Küçük çaplı çalışmalarda yaşlılarda magnezyum emiliminin gençlere oranla azaldığı rapor edilmiştir.

YAŞLILAR İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ
1. Diyet enerjisi arzu edilen ağırlık sınırlarını (BKI = 20-25) koruyacak şekilde olmalıdır.
2. Enerjinin % 55-60'ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Saf şeker tüketimi azaltılıp, kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir
3. Enerjinin % 25-30'u yağlardan sağlanmalı, yağın doymuş, tekli doymamış ve çoklu doymamış yağ asitlerinden gelen miktarı 1:1:1 olmalıdır.
4. Enerjinin % 12-15'i proteinlerden sağlanmalıdır,
5. Günde en az 8 bardak sıvı alınmalıdır.
6. Günde 5-6 gramdan fazla tuz alınmamalıdır,
7. Yeterli diyet posası (25-30 g/gün) alınmalıdır.
6. Diyet kolesterolü 300 mg/gün veya daha az olmalıdır.
9. Öğün sayısı arttırılmalı günlük besinler 3 ana 2-3 ara Öğüne dağıtılmalıdır
10. Besinleri hazırlama ve pişirme yöntemleri besin öğesi kayıplarını önleyecek ilkelere uygun olmalıdır. Kızartma yönteminden kaçınılma|ıdır.
11. Her öğünde veya her gün dört besin grubundan besin tüketilmelidir. Böylece yeterli protein vitamin ve mineral alımı sağlanmalıdır.
a) Süt ve ürünleri grubu
Süt ve yoğurt yaşlı için en uygun besinlerdendir. intolerans olmadığı takdirde yaşlının diyetinde 500 g kadar süt veya yoğurt bulunmalıdır. Az yağlı ve az tuzlu peynirler seçilmelidir. Sütlü tatlılar yaşlılar için en uygun tatlılardır.
b) Et, yumurta, kurubaklagil grubu
Et olarak tavuk ve balık eti, kırmızı ete tercih edilmelidir. Özellikle derisiz tavuk beyaz etinin yağ içeriği çok düşüktür: n: 3 yağ asitlerinin (EPA, DHA) sağlanması açısından balık tüketimi arttırılmalıdır. Kırmızı ete alternatif olarak yumurta tüketilebilir. Posa sağlanması açısından kurubaklagil tüketimi yararlıdır.
c) Sebze ve meyve grubu
Özellikte yeşil yapraklı sebzeler ile sarı ve turuncu meyve ve sebzelerin tüketimi antioksidan vitaminlerden B karoten ve C vitaminin sağlanması açısından önemlidir. Günde 2-3 adet veya 200-300 gram meyve ile 2-3 porsiyon veya 300-600 gram sebze tüketilmelidir.
d) Tahıl grubu
Kepekli ekmek tercih edilmelidir
12. Yaşlının beslenme alışkanlıklarına ve ekonomik durumuna uygun düzenleme yapılmalıdır.

Sağlıklı yaşlılarda bu şekilde düzenlenen diyet ile sağlığın korunması ve geliştirilmesi mümkün olabilir. Hastalık durumlarında ise bu temel ilkelerde uygun değişiklikler yapılır. Örneğin obesite durumunda 800-1000 kalorinin altına inmemek koşulu ile enerji sınırlaması yapılması, diabetes mellitus’ta diyetten saf şekerin çıkarılması, hipertansiyonda yemeklere eklenen tuzun azaltılması gibi yaşamın başlangıcından itibaren uygulana gelen yeterli ve dengeli. sağlıklı beslenmenin yaşlılıkta da sürdürülmesi yaşam kalitesini yükseltecek en önemli etmenlerdendir. Yaşlı beslenmesi ile ilgili ayrıntılı çalışmaların arttırılması gerekmektedir.

D Vitamini
Yaşlılarda D vitamini eksikliği yaygındır. Yaşlı barsağından D vitamini ve kalsiyumun emilimi azalabilir. Genelde D vitamini alım yaşla azalır ve bu durumda endoien deri üretimi çok daha önem kazanır. Epidermiste 7-dehidrokolesterol konsantrasyonu ve D vitamini sentezleme yeteneği azalmıştır. Deri kalınlığı da yaşla azalmaktadır. Bu faktörler serum 25 (OH)D nin yaşla birlikte düşme eğiliminden sorumludur- Güneş. ışığından yararlanma durum unda serum 25 (OH) D düzeyi yükselecektir. Ancak özellikle eve bağımlı yaşlılarda güneş ışığından yararlanma azalır. Ayrıca güneş ışığından deriyi korumak için kullanılan koruyucular da D vitamini eksikliğine yol açabilir, Yaşlıda yaşa bağımlı olarak D vitamininin karaciğerdeki 25 hidroksilasyonunda azalma eğilimi varsa da özellikle yaşlı böbreğinde 1 hidroksilasyonunda önemli azalma söz konusudur. Bu düşüş yaşla birlikle böbrek fonksiyonundaki azalmaya ve 1-alfa-hidroksilaz enziminin aktivitesindeki azalmaya bağlıdır. Sonuçta 1-25 (OH)2 D düzeyi düşmektedir- iskelete yeterli 1-25 (OH)2 D sağlanamaması yaşlıda kemik kaybı ve osteoporozun önemli nedenidir. Önerilen tüketim standartlarında D vitamini her iki cins için 5 mcg (200 l.Ü. I/gündür Bu miktar güneşten" yararlanmanın yetersizliği, deride D vitamini sentezinin azalması ve renal 1-alfa-hidroksilaz aktivitesinin azalması nedeniyle çok düşük olabilir. Bu miktarın 400-600 l.Ü, olması gerektiğini savunanlar vardır. Yüksek riskli yaşlılarda D vitamini eksikliği yılda 2 kez 10.000-100.000 I.Ü. D vitaminin oral verilmesi île önlenebilir.
D Vitamini toksisitesi: Kronik olarak günde 25.000- 50.000 I-Ü. üzerinde D vitamini alımı toksik olabilir. Aşırı alım barsaklardan kalsiyum emiliminin ve kemikten kalsiyum mobilizasyonunun artmasına neden olur, Sonuçta oluşan hiperkalsemi iştahsızlık, güçsüzlük konstipasyon ve kalp, kan damarları, akciğer ve böbrekle yumuşak dokunun kalsilikasyonuna yol açabilir Hipervitaminozis D nin erken komplikasyonları renal yetmezlik hipo ve psödohipoparatroidizim sarkoidosis ve hiperlipidemi varlığında hızlanmış aterosklerozistir.

E Vitamini
Yaşlılarda E vitaminin emilmesinde değişiklik saptanmamıştır E vitaminin lipo proteinlerle (VLDL, LDL) taşındığı ve plasma lipit konsantrasyonlarında yaşa bağımlı değişikliklerin etkili olabileceği düşünülerek yapılan çalışmalarda E vitamini, lipit oranı ve yaş arasında ilişki bulunamamıştır. E vitamini yetersizliği yaşlılarda yaygın değildir. Önerilen tüketim standardı erkekler için 10 mg/gün, kadınlar için 8 mg/gün dür. E vitamini antioksidan özelliği île serbest radikallerin zararlı etkilerini azaltır, yaşlanmayı geciktirebilir, kanser oluşumunu, katarakt gelişimini önleyebilir, Bu nedenle yaşlıların diyetinde yeterli miktarda bulunması gereken bu vitamindir.
E Vitamini toksisitesi: Günde 800 mg gibi yüksek dozlarda bile yan etkilerinin minimal düzeylerde olduğu saptanmıştır . Aşırı E vitamini alımını diare ve yorgunluğa yol açabilir ve K vitamini eksikliğinden kaynaklanan kuagülasyon bozukluklarını artırır. Ayrıca yaşlıda serum kolesterolünü n ü yükseltebileceği-ne ilişkin veriler vardır.

K Vitamini
Yaşlılarda K vitamini ile ilgili çok az bilgi vardır. Yetersizlik nedenleri iatrojeniktir. Her mmol trigliserit için belirtildiğinde, gençlerde plazma K vitamini konsantrasyonu 0.82X10-6 mmol iken. yaşlılarda 0.62 X 10-6 mmol'dür. Bu azalmanın beslenme açısından önemi olup olmadığı bilinmemekledir. Erkekler için 80 mcg/gün kadınlar İçin ise 65 mcg/gün K vitamini önerilmektedir [
K Vitamini toksisitesi: K vitamini yetişkinlerde genellikle iyi tolere edilir. Ancak intravenöz alımı ile yan etkileri oluşabilir- Subklinik hepatik disfonksiyonlu hastalarda protrombin zamanının uzamasına neden olabilir.

Tiamin
Yaşlılarda alkolizm ve genel malnitrasyon durumuna bağlı olarak tiamin yetersizliği görülür. Yaşlılarda eritrosit transketolaz aktivitesi yükselmiştir. Bu yükselmenin yaşlılık için normal bir durum mu yoksa beslenme yetersizliği sonucu mu olduğu açık değildir. Yaşlılıkta, tiamin emilimindeki değişikliler konusunda da tutarsız bilgiler vardır. Erkekler için 1.2 mg/gün kadınlar için 1.0 mg/gün" tiamin önerilmekle ve bu mîktariarın yeterli olduğu düşünülmekledir.
Tiamin toksisitesi: Oral olarak tiamin toksisitesi düşüktür. Günlük 10 mg oral tiamin alındığında uyku, iştah ve mud indekslerinin yükseldiği saptanmıştır. Parenteral olarak fazla alımında (>400 mg) akut vigilans veya letarji, orta derecede ataksi ve bulantı görülebilir. Yüksek tiamin alımı riboflavin alımını artırabilir.

Riboflavin
Yaşlılıkla riboflavin emilimindeki ve doku konsantrasyonlarındaki değişikliğe ilişkin çok az. veri vardır. Bu nedenle 51 yaş ve üzerindekiler için önerilen tüketim standartlarının (erkekler için 1.4 mg/gün. kadınlar için 1.2 mg/gün) yeterli olacağını savunanların yanı sıra. gençlerle yaşlıların riboflavin gereksinmesinin aynı olduğu vurgulanan metabolik çalışmalar sonucu, gençler için önerilen miktarların (erkekler için 1.7 mg/gün, kadınlar için 1.3 mg/gün) yaşlılar için de uygun olacağını savunanlar da vardır. RDA (1989) düzeyinde riboflavin alındığında yaşlı kadınlarda eritrosit glutation redüktaz aktivitesinin yükseldiği, idrarla riboflavin atımının azaldığı saptanmıştır. Bu bulgular alınan riboflavinin yetersiz olduğunu düşünmektedir.
Riboflavin toksisitesi Riboflavin toksisitesi rapor edilmemiştir.

Niasin
Yaşlılarda niasin eksikliği şenel malnitrasyonla birlikte görülebilir. Yaşlılıkla niasin gereksinmesiniz değiştiğine ilişkin veri çok azdır. Triptofanın niasine dönüşümüne yaşlılığın etkisi da bilinmemektedir. Erkeklerde 15 mg/gün, kadınlarda ise 13 mg/gün niasin alımı önerilmektedir.
Niasin toksisitesi: Günde 200 mg'ın üzerindeki nikotinik asit dozları flushing pruritis ve diabetiklerde glikoz toleransının değişmesine, peptik ülserde ağrının artmasına, plasma ürik asit düzeyinde ve karaciğer fonksiyon testlerinde anormalliklere neden olabilir.

B6 Vitamini
Yaşla birlikte serum ve plazma B6 düzeyinin azalmaya eğimli olduğuna ve orta derecede oral B6 suplementi ile aktive katsayısının normale dönmediğine ayrıca B6 gereksinmesinin yaştan etkilendiğine ilişkin pek çok veri vardır. Bu nedenlerle RDA (1989) da önerilen B6 miktarının (erkekler için 2.0 MGK/gün, kadınlar için 1-6 MGK/gün) yetersiz olabileceği ve en azından % 15 düzeyinde arttırılması gerektiği savunulmaktadır Yaşlılardaki hücresel immun fonksiyon azaltması da yetersiz E vitamini ve selenyumun yanı sıra yetersiz B6 vitamini alımı île ilgili görülmektedir.

Ana Sayfa  I  Hakkımızda  I  Huzurevi  I  Etkinlikler  I  Yaşlı Kulübü  I  Ailemizden  I  Resim Albümü  I  Yaşlılık Hakkında  I  Bize Ulaşın

   Şehit Fethi cad. Şehit Fethi çıkmazı Pendik / İSTANBULTel : (216) 390 5912 – 390 5913

Copyright © 2007 Eis Interactive