|
YAŞLI BAKIMI İÇİN ÖNERİLERİ
Yatağa bağımlılık hali söz
konusu olduğunda iyi bir bakım
verilemiyorsa vücuttaki tüm
sistemlerin olumsuz etkilenmesi
ve bir çok problem yaşanması
kaçınılmaz hal alır. Kas iskelet
sisteminde osteoporoz ve
kullanılmayan kaslarda güçsüzlük
ve küçülme, deride yatak
yaraları, solunum sisteminde
hareketsizliğe bağlı zatürree,
akciğer ödemi ve aspirasyon
pnomonisi (yiyeceklerin solunum
yoluna giderek zatürreeye neden
olması), kalp damar sisteminde
tıkanıklıklar, emboli, trombüs,
sindirim sisteminde kabızlık,
iştahsızlık, beslenme
bozuklukları, ağız içi
enfeksiyonlar, üriner sistemde
idrar yolu enfeksiyonları, idrar
tutulması, mesane taşları, ruh
halinde bozukluklar uyku
düzeninde bozukluklar olası
muhtemel sorunlardır.
Ayrıca hijyen gereksinimi
artmış, psikolojik ve sosyal
olarak desteklenmesi de daha
fazla anlam kazanmıştır.
Bakımında yeterli beslenmesi,
sıvı alımı, boşaltımı, kişisel
hijyeni ve mobilizasyonuna
(pozisyon değişikliği,zaman
zaman oturtulması vb.) özen
gösterilmeli mümkün olduğunca
kendi bakımına katılımı
sağlanarak yalnızlık ve işe
yaramazlık duygularından
kurtulması sağlanmalıdır. Evde
yatağa bağımlı yaşlı bakımı ve
takibi destek isteyen ve
paylaşılması gereken zor bir
iştir. Bu tür kişilerin
Huzurevleri Özel bakım
ünitelerinde bakılması hem bakım
kalitesini arttırır hem de
sosyal ve duygusal açıdan izole
olmasını engelleyebilir. |
SAĞLIK
İnsan ömrü gelişen teknolojik
olanakların artışından
etkilenmekte olup, gelişmiş
ülkelerde yaşlı insanların
sayısı gün geçtikçe artmaktadır.
Yapılan istatistiksel
araştırmalar bu yaş grubunun
yılda %25’lik bir artışla dünya
nüfusunda en hızlı büyüyen grup
olduğunu ve yaşam süresinin de
giderek uzadığını
göstermektedir. Bu nedenle
yaşlılıkta görülen nörolojik
sorunlarla daha sık
karşılaşılmaktadır.
Normal yaşlılık kendini işitme
ve görmeyle ilgili
değişiklikler, koku duyusunun
azalması, dokunma ve derin duyu
algılama bozuklukları, kalp
damar ve akciğer değişiklikleri,
ürolojik ve jinekolojik
değişiklikler, idrar yapma
alışkanlığında değişiklikler,
kemik kas ve eklem yapısı
değişiklikleri ve beyin ile
ilgili değişikliklerle gösterir.
Yaşın ilerlemesiyle doğru
orantılı olarak gelişen
fizyolojik sorun ve şikâyetler
kadar ruhsal sorun ve
sıkıntılarda da artmalar
gözlenir. Bunlar genelde; uyku
bozukluğu, öğrenme ve hatırlama
güçlüğü, depresyon, anksiyete,
performans kaybı, kişilik
değişikliği ve alınganlık,
bunama gibi şikâyet ve sorunlar
olarak karşımıza çıkar. Ancak
demans, alzheimer, Parkinson,
gibi fiziksel ve zihinsel
performansın zayıfladığı ileri
evrelerin de başkalarından
yardım almadan en basit yaşamsal
işlerin bile yapılamadığı
hastalıklar daha yoğun ruhsal
sorunların oluşmasına neden olur
ki hem yaşlı hem de aile
bireyleri ve yakınları için
yaşamı zorlaştıran faktörlerdir. |
|
BESLENME
Yaşamın her döneminde sağlığın
korunmasında ve
geliştirilmesinde beslenme
önemli bir etmendir. Kişinin
yaşlanma süreci, yaşam süresi ve
kalitesi beslenme biçiminden
etkilenebilmektedir. Günümüzden
yaklaşık yarım yüzyıl önce
başlayan ve süregelen
çalışmalarda deney hayvanlarında
enerji tüketimi ve yaşam süresi
arasında ilişki bulunmuştur.
Genellikte düşük kalorili diyet
alan deney hayvanlarının daha
uzun sûre yaşadıkları
saptanmıştır. Bu çalışmalarda
enerji sınırlamasının immün
fonksiyonları (düzelttiği,
hücresel proliferasyon hızını
azalttığı, bazal metabolik hızı
düşürdüğü, hücrelerin RNA'yı
yenileme yeteneğini etkilediği,
daha az serbest radikal oluşumu
sağladığı, protein sentezini ve
yıkımını arttırdığı ve bu
değişikliklerin tümünün daha
uzun yasam süresi ile ilişkili
olabileceği sonucuna
varılmıştır.
Deney hayvanlarında elde edilen
orta derecede enerji
sınırlamasının yaşam süresini
uzatıcı etkisinin insanlar için
geçerliliği tartışmalıdır.
Yetersiz enerji alımının yaşamın
her döneminde getireceği sağlık
riskleri göz önüne alındığında,
enerji alımının boya uygun vücut
ağırlığını koruyucu düzeyde
olması daha uygun görülmektedir.
Düşük enerjili diyetin
insanlarda yaşam süresine etkisi
konusundaki çalışmalar çok
azdır. Bu konuda etki-sonuç
ilişkisinin kurulabilmesi için
daha çok çalışmalara gereksinim
vardır.
Besin öğeleri de yaşam süresini
ve yaşlanma mekanizmasını
etkileyebilmektedir Örneğin
diyetteki bazı antioksidanların
miktarının artması serbest
radikal konsantrasyonunu kısmen
azaltabilmektedir. Yüksek yağlı diyetlerle ise obesite,
yaşam süresinin azalması, tümörlerin erken ortaya çıkması,
azalmış bağışıklık ve kollajenin hızlı yaşlanması gibi
sonuçlar elde edilmiştir. Yağın bileşimi ve diyetteki
antioksidan miktarı serbest radikal hipotezine göre yaşam
süresini ve tümör gelişimini etkilemektedir.
YAŞLILIKTA
BESLENMEYİ ETKİLEYEN ETMENLER
Yaşlılar
birbirinden farklı yaşlanma sürecine sahip, farklı
yetenekleri ve olanakları olan heterojen bir gruptur.
Genelde yaşlının beslenmesini olumsuz etkileyen etkenler
yaşlının tek başına yaşaması yiyecek alışverişi, yiyecek
hazırlama ve pişirmeyi zorlaştıracak veya olanaksız kılacak
fiziksel engeli, bu konuda yardımcı olacak kişi veya
kurumların olmaması, çiğneme ve dişlerle ilgili sorunlar ve
yeteli beslenmesini sağlayacak gelirinin olmamasıdır.
Bunların yanı sıra, iştahı, besin öğelerinin emilimini ve
kullanımını azaltan veya besin öğesi gereksinmesini artıran
hastalıklar veya kullanılan ilaçlar, depresyon veya mental
sorunlar yaşlının beslenme durumunu etkiler.
Yaşlıda Beslenme Durumunu Etkileyebilecek Organ
Fonksiyonlarındaki Değişiklikler
Yaşlılarda. organ fonksiyonlarındaki azalma veya
değişiklikler beslenme durumunu etkileyebilir. Bu
değişikliklerin yaşa mı yoksa bir takım hastalıklara mı
bağlı olarak geliştiği saptanmalıdır.
YAŞLILARDA ENERJİ VE BESİN ÖĞELERİ GEREKSİNMELERİ
Organ
fonksiyonları ve enerji metabolizmasındaki değişiklikler
nedeniyle yaşlıların besin öğesi gereksinmeleri gençlerden
ve yetişkinlerden farklıdır. Örneğin sağlıklı yaşlılarda
görülebilen atrofik gastritis nedeniyle mideden sıvının
hızlı boşalımı, buna bağlı proksimal ince barsakla pH'nın
yükselmesi ve bakteri çoğalması, toiat ve B12 gibi bazı
vitaminlerin, Fe, Ca, Cu, Zn gibi minerallerin ve proteinin
biyoyararlılığını azaltabilir.
Enerji
Yaşla
birlikte enerji alımı ve harcaması genellikte düşmektedir.
Tablo 2'de enerji alımı ve harcamasında yaşa bağlı
değişiklikler görülmektedir.
Yaşlıda enerji harcamasındaki azalmanın 2/3'ü fiziksel
hareketlerin azalmasından kaynaklanır. Fiziksel hareketlerin
azalması alınan fazla enerjinin yağ dokusu şeklinde
depolanarak vücut yağ kitlesinin artmasına, yağsız (doku
kitlesinin ise azalmasına neden olmaktadır. Yağsız doku
kitlesinin ve aktif hücre kitlesinin azalması bazal
metabolik hızın azalmasına yol açar. Yaşlılarda fiziksel
hareketlerin ve bazal metabolizma hızının azalması enerji '
harcamasını, dolayısıyla enerji gereksinmesini azaltır. HDA
(Hecommended Dietary AHowances) İ9S9'a göre 51 yaş ve üzeri
için enerji gereksinmesi; erkekler için 2300 kkal/gün ve
kadınlar için 1900 kkal/gün olarak verilmiştir Bu değerler
30 kkal/ko/güne eşdeğerdir.
Hem düşük ağırlık hem de şişmanlık yaşlılarda rölatif ölüm
riskini artırır. Vücut ağırlığının değerlendirilmesinde
günümüzde en geçerli yöntem Beden Kitle indeksi (BKI) dir.
BKI 20-25 arasında olmalıdır. BKI'sinın 25-30 arasında
olması hafif şişmanlık olarak değerlendirilir. BKI'nin 25-27
arasında olması, yaşlının fiziksel aktivitesini artırarak
önlem almasını gerektirir. Önlem alınmazsa BKI gittikçe
yükselecektir. BKI'nin 30 ve üzerine çıkmasıyla sağlık
riskleri artar. Bu durumda enerjisi azaltılmış diyet
önerilir. Ancak diyet enerjisi 800-1000 kkal/gün altına
düşürülmez. Yaşlılarda çok düşük enerjili diyetler
kullanılmamalıdır. Şişmanlığın giderilmesinde yaşlı için
diyet, fiziksel hareketlerin artırılması ve davranış
değişikliği en uygun yöntemlerdir.
Protein
Yaşlılarda yağsız doku kitlesini ve doku fonksiyonlarını en
iyi koruyacak protein miktarı kesin olarak bilinmemektedir.
Protein için önerilen tüketim standardı 0.8 g protein,
kg/gün'dür Bu miktar yetişkinler den farklı değildir. Ancak
bu düzeydeki protein tüketimi ile özellikle fiziksel yönden
aktif yaşlılarda negatif azot dengesinin oluşabileceğine
ilişkin veriler vardır. Yaşlılarda protein sindirimi ve
emiliminin azalabileceği göz önüne alınırsa 0.9-1.0 g
protein/kg/gün daha uygun görülmektedir. Günlük enerjinin
%1,2-15'i proteinlerden sağlanmalıdır. Enfeksiyon, kemik
kırıkları, ameliyat veya yanık gibi fizyolojik stresler Söz
konusu olduğunda protein alımı arttırılmalıdır. Yaşlılarda
diyetin protein kalitesinin yüksek olması istenir. Protein
alımının en az % 25'i hayvansal kaynaklardan, kalan bitkisel
kaynaklardan gelmelidir. Yaşlılar için en uygun hayvansal
protein kaynakları süt. yoğurt, yağsız peynir, tavuk ve
balık etidir.
Yağ
Günlük
enerjinin % 25-30'u yağdan gelmelidir. Kalp damar hastalığı
gibi kronik hastalıkların önlenmesi ve yeterli miktarda
esansiyel yağ asiti sağlanması açısından bu yağın doymuş,
tekli doymamış ve çoktu doymamış yağ asili miktar önem
taşımaktadır. Genelde günlük alınan yağın 1/3'ünün doymuş.
1/3'ûnün tekli doymamış. 1/3'ünün ise çoklu doymamış yağ
asitlerinden sağlanması gerekir.
Karbonhidrat
Günlük
enerjinin % 56-60'ı karbonhidratlardan sağlamı. Ancak şeker
gibi rafine karbonhidrat yerine kompleks karbonhidrat tercih
edilmelidir.
Posa
Diyet
posası besin öğesi olarak değerlendirilmemekle birlikte,
gastrointestinal fonksiyonlara olumlu etkileri nedeniyle
önemli bir diyet bileşenidir. Diyet posası, çözünür ve
çözünmez posadan oluşur. Çözünmez posa selüloz, hemiselüloz
lignin gibi nonpolisakkaritleri içerir. Bu maddeler
ağırlıklarının 5-7 katı kadar su tutarak dışkı hacmini
artırıp, yumuşak olmasını sağlar ve intestinal kanaldan
geçişim kolaylaştırır Çözünmez posanın kaynakları lam tahıl
taneleri ve bunlardan yapılan ürünler, sebze w. meyvelerin
kabukları ve buğday kepeğidir. Çözünür posa ise pektin
musilaj ve gumlarıdır Bu maddeler daha az su tutarlar.
Fizyolojik önemleri jel kitlesi oluşturarak diyetteki
öğelerin emilimini yavaşlatmalarıdır. Bu açıdan, glikoz
emilicini yavaşlatarak kan glikozunun hızlı yükselmesini
önler. Böylelikle daha düşük insulin yanılma gerek duyulur
Çözünür posanın diyette arttırılması ile hiperkolesterolemik
bireylerde, plazma kolesterol düzeyinde % 10-15 oranında
düşme gözlenmiştir. Çözünür posanın kaynakları kuru
baklagiller meyve ve sebzeler ile yulaf kepeğidir.
Sıvı
Sıvı
alımı/la normal fizyolojik kayıplar karşılanır. Sindirim,
intestinal fonksiyon ve renal klerens sağlanır. Bu
nedenlerle yaşlıların sıvı alımları çok önemlidir Ancak
yaşlılarda susama duyusundaki azalma ve mesane kontrolünün
azalması nedeniyle sıvı alımını sınırlama gibi nedenlerle
yeterli sıvı alımı gerçekleşmeyebilir, Diare, ateş,
enfeksiyon varlığında ve çok sıcak havalarda sıvı alımının
yeterli olmaması dehidratasyona neden olabilir. Konstipasyon
ve böbrek taşları oluşabilir. yetişkinler için önerilen 1
ml/kkal veya 30-35 ml/kg sıvı miktarı yaşlılar için de
geçerlidir. Yaşlı günde en az 8 bardak sıvı (su, süt, ayran,
çay) ıhlamur almalıdır.
Vitaminler
Yaşlılardaki fizyolojik gereksinmeler ve doku depoları ila
ilgili yeterli ve kesin bilgi eksikliğine bağlı olarak
herhangi bir vitamin alımının değerlendirilmesi konusu
tartışmalıdır. Bu konuda daha çok araştırma yapılması
gereklidir.
Tablo -
Yaşlılarda vitamin eksikliklerine neden olan etmenler
A. Fiziksel Etmenler :
1.Kalori
gereksinmesinin ve besin alımının azalması
2. Tat duyusunun azalması
3. Takma dişlerin uymaması. ağrı, çiğneme güçlüğü
4. Fiziksel bozukluklar ve hareketliliğin
5 Çiğneme ve yutmada nörolojik bozukluklar
6. Hafıza ve dikkat bozuklukları
7. Kronik hastalıklar- Konjestif kalp yetmezliği kroner
arter hastalıkları
8. Atrofik gastritis
9. Barsağın motilite bozuklukları
10. Hiatus herni reflü laktoz intoleransı, barsak ağrıları
gibi besin alımını olumsuz etkileyen durumlar
11. İlaçlar
B. Sosyal ve Psikolojik Etmenler :
1. Yalnız
yaşama
2. Depresyon
3. Alkolizm
4. Besin satın alma, depolama, pişirme ile ilgili
bilgisizlik
5. Besin seçme, beslenme alışkanlıkları
6. İhmal
A Vitamini
Yaşlılarda A vitamini yetersizliği yaygın değildir. Pek çok
çalışmada, plasma düzeyi île diyetle alım paralellik
göstermektedir. Bu durum karaciğer A vitamini depolarının
büyüklüğünden ve bu depoların diyetle alımdan bağımsız
olarak plasma düzeylerini sürdürmesinden kaynaklanabilir
Şiddetli bir yetersizlik olmadıkça plazma A vitamini düzeyi
düşme, Bugüne kadar karaciğer A vitamini depolarını
düzenleyen biyokimyasal ve fizyolojik parametrelere yaşın
etkisi konusunda bu veri yayınlanmamıştır. Önetilen tüketim
standartlarında 51 yaş ve üzeri erkekler için günde 1000 mcg
RE (retinol eşdeğeri), kadınlar İçin ise günde 800 mcg RE
önerilmekledir, Bu değerlerin yaşlılar için biraz yüksek
olabileceği düşünülmektedir Diğer taraftan karotenlerin
kanserden koruyucu özellikleri nedeniyle karoten içeren
yeşil sarı ve turuncu sebze ve meyve tüketiminin artırılması
önerilmekledir.
A Vitamini toksisitesi: Böbrek ve karaciğer bozukluklarında
toksisite artar. Normal böbrek ve karaciğer fonksiyonu olan
bir yaşlıda günlük 50.000 RE 6 ay kadar kronik toksisite
belirtileri göstermeden tolere edilmiş ise de, başka bir
yaşlıda günlük 15,000 RE ile toksisite oluşmuştur, Günde 30
mg B karoten veya eşdeğeri alındığında karotenoderma
görülmüştür.
B6 Vitamini toksisitesi: Önerilen tüketim standardının 1000
katı B6 vitamini yan" etkileri olmadan tolere edilebilir.
Bununla birlikle 100 mg/gün dozu uzun süre alındığında
duyusal nöropati ve alaksi gelişebilir. Pridoksin
Levadopa'nın periferal dekarbokisilasyonunu artırır.
Parkinson hastalığında tedavideki etkinliğini azaltır.
Phenytoin antikonvulsan etkisini düşürebilir.
B12 Vitamini
İlerleyen
yaşla birlikle B12 vitamini emilimi azalır. Bu azalma
yaşlıların yaklaşık %50'sinde görüler atrofik gastritisten
kaynakla nabilir. Besin proteininden B12 vitamininin
serbestleşmesi azalır. Asit azlığında barğırsakların yukarı
kısmında bakteri çoğalması B 13 vitamininin
biyoyararlılığını azaltır, İntrinsik faktör sekresyonunda
azalma söz konusudur. Ayrıca yaşlılıkta B12 vitamininin
transkobalamin II'ye bağlanması azalır . Transkobalamin l ve
Iranskobalamin ll'de de % 30-40 azalma olabilir. Serum
vitamin B12 normal sınırlar içinde kalabilir Yaşla birlikle
serum vitamin B12 düzeyinin düşmesi pernisi bozukluğuna
bağlı olabilir. Karaciğerdeki depolar ve etkin enterohepatik
sirkülasyon nedeniyle yetersizliğin oluşması aylar veya
yıllar alabilir.
B12 Vitamini toksisitesi: Oral 100 mcg/gün B12 vitamini île
açık toksik belirtiler rapor edilmemiştir. Oral veya
Iniramusküler eşin dozların küçük yan etkileri vardır.
Folik Asit
Yaşlılarda folat emilimi atrofik gastrilisten etkilenirse
de, atrofik gastritise bağlı ince barsakta bakteri
çoğalması, bakteriyel folat sentezini arttırarak bu durumu
kompanse edebilir. Yaşa bağımlı olarak konjugaz
aktivitesindeki değişiklik konusu tartışmalıdır
Sosyoekonomik düzeyi düşük ve alkolik yaşlılarda folik asit
yetersizliği belirtileri yaygındır. Sağlıklı yaşlılarda RDA
(1989) düzeyinde folik asıl alımı (erkeklerde 200 mcg/gün,
kadınlarda 180 mcg/gün) yeterli görülmektedir. Ancak
besinlerin saptanan folat içeriğinin ölçüm teknikleri
nedeniyle doğal içeriğinin altında olduğu düşünülmektedir.
Bu nedenle gerçek alım ve gereksinme biraz daha yüksek
olabilir. Alkol kullanımının boyutları ve bazı ilaçların (antikonvülsan)
kullanım süresi gereksinmeyi etkileyebilir.
Folik Asil toksisitesi: Önerilen tükelim standardının 100
katı yüksek dozlarda. Phenytoin kullananlarda konvülsiyonu
hızlandırdığı gözlenmiştir. Günde 10 mg folik asiti 4 ay
süreyle kullanan kadınlarda zıt etkiler saptanmamıştır.
Potansiyel tehlikesi düşünülerek yüksek dozlarda folat
suplementi önerilmez.
C Vitamini
C vitamini gereksinmesinin yaşla
arttığına ilişkin kanıt yoktur.
C vitamini emiliminin yaşla
değiştiğini savunan çok az
sayıda veri vardır.Doku
konsantrasyonlarının yaşla
değiştiğine ilişkin çalışmalar
da tutarlı değildir. Yaşa
bağımlı lökosit ve plasma C
vitamini düzeylerindeki
azalmanın fonksiyonel önemi açık
değildir.Normal plasma askorbik
asit düzeyine ulaşmak için
erkeklerin daha fazla diyet C
vitaminine gereksinme duydukları
saptanmıştır . Günde 60 mg C
vitamini alan erkeklerde plasma
konsantrasyonu 0.4 mg/ dL'den az
bulunmuştur ki bu sınır
değerdir. Plazma C vitami
konsantrasyonunu (56.7 mmol/L)
sürdürmek için erkeklerin 150
mg/ gün, kadınların 80 mg/gün
düzeyinde C vitamini almaları
gerektiği vurgulanmıştır.
|
Sigara, ilaç, duygusal ve fizyolojik faktörlerle hazırlama
ve pişirme yöntemi C vitamini gereksinmesini etkilerler.
Sigara içenlerde plasma C vitamini düzeyi % 20-50 oranında
düşük bulunmuş ve sigara içenlerin günde 100 mg C vitamini
almaları uygun bulunmuştur. Yaşlı erkek ve kadınların 60
mg/gün düzeyinde C vitamini almaları önerilmektedir.
Askorbik asitin antioksidan özelliği ile yaşlanma prosesini
geciktirici olabileceği düşünülmektedir. Yüksek C vitamini
alımı ile yüksek HDL konsantrasyonu ve daha düşük kanser
prevalansı arasında epidemiyolojik veriler elde edilmiştir.
Ayrıca C vitamini LDL oksidasyonunu azaltabilir Plazma C
vitamini konsantrasyonu 40 mmol/L'den az olanlarda yüksek
senil katarakt prevalansı görülmekledir. Romatoid ariritli
hastaların askorbik asiti normalden daha hızlı metabolite
ettikleri ve bu nedenle C vitamini gereksinmelerinin arttığı
düşünülmektedir. Spesifik hastalık proseslerinin diyet C
vitamini miktarıyla ilişkileri kesinlik kazanmadan önerilen
tüketim standardını artırılması düşünülmemektedir.
C Vitamini toksisitesi: Pekçok kişide günde 1 gram veya daha
fazla askorbik asit alımında açık toksik belirtiler
gelişmemiştir. Ancak bu düzeydeki alım fekal ve üriner gizli
kan testlerinin ve serum glukoz ölçümlerinin doğruluğunu
azaltabilir. Ayrıca devamlı yüksek doz alımın riskleri
bilinmemektedir. Bu nedenle devamlı yüksek doz askorbik asit
alımı önerilmez.Yaşlılıkla birlikle ortaya çıkan akut ve
kronik sağlık sorunları nedeniyle, yaşlıların vitamin
gereksinmeleri artabilir. Normal yaşlanma ile doku
depolarında tedrici azalmalar olabilirse de. yeterli ve
dengeli karışık bir diyet gereksinen miktarlarda bütün
vitaminleri sağlar. Hastalık durumlarında artmış
gereksinmeler bireysel olarak değerlendirilmelidir.
Yaşlılarda vitamin gereksinmeleri konusundaki araştırma
alanı dinamik ve değişkendir. Yaşlılıkla vitamin
melabolizması birçok yönden daha dikkatli araştırılmalı ,
vitamin gereksinmeleri konusundaki bilinmeyenlere açıklık
getirilmelidir Yaşlıların gelişigüzel vitamin preparatı
kullanmaları önlenmeli, vitaminlerin fazlasının toksik
olabileceği ve her zaman fazlanın en iyi olmadığı
anlatılmalıdır. Vitamin suplementinin gerekli olduğu
durumlarda güvenilir düzeylerde (RDA'nın % 100'ı) vitamin
içeren multivitamin preparatlarının kullanılması uygun
görülmekledir.
Mineraller
Yaşlılar
için, kalsiyum, fosfof, demir, magnezyum, çinko, iyot ve
selenyum ile ilgili tüketim standardı belirlenmiştir.
Demir
Yaşlılarda demir yetersizliği yaygın değildir. Demir
yetersizliği anemisi söz konusu olduğunda. diyetle yetersiz
demir alımından çok kan kaybı düşünülmelidir. Son yıllarda
yağ ve kolesterol içeriği nedeniyle, demir biyoyararlılığı
en yüksek kaynak olan etin tüketiminin azaltılmağı
önerileri, diyetle demir alımının azalmasında etkili
olabilir. Yaşla birlikle demir emilimi önemli ölçüde
azalmamakladır. önerilen tüketim slandartlarında yaşlı erkek
ve kadının gereksinmesi aynıdır (10 mg/gün) ve bu miktar
yetişkin genç erkeğin gereksinmesi kadardır.
Kalsiyum
Diyet
kalsiyum düzeyi ile kemik yoğunluğu arasında kuvvetli
pozitif ilişki vardır. Yaşlılıkta kemik yoğunluğunun
korunması için yaşam boyu yeterli kalsiyum alımı önemlidir.
Diyetteki en önemli kalsiyum kaynağı süt ve ürünleridir. Süt
içmeyenlere göre sık süt tüketenlerde daha yüksek kemik
yoğunluğu saptanmıştır. Kemik yoğunluğundaki farklılık
osteoporoz riskini etkilemektedir. Yaşla birlikte her iki
cinste de kalsiyum emilimi azalmaktadır. Bu azalmanın
başlıca sorumlusu D vitamini alımı ve aktivasyonundaki
azalmadır. Pozitif kalsiyum dengesinin premenopozal
kadınlarda 1000 mg/gün, postmenopozal kadınlarda ise 1500
mg/gün vardır. Benzer sonuçlar erkekler için de geçerlidir.
Bu açıdan bakıldığında RDA (1989) daki, her iki cins için
önerileri günlük kalsiyum miktarının (800 mg/gün) düşük
olduğu savunulmaktadır.
Fosfor
Diyetle
foslor eksikliği çok nadirdir. Eğer fosfor yetersizliği
oluşursa, hipofosfatemi osteomalasia, kardiyömyopati ve
psodomyo-paliye neden olabilir. Intrasellüler fosfor
azalması kas kontraksiyonu, nörolojik fonksiyon ve
elektrolit dengesi dahil tüm enerjetik reaksiyonları
etkileyebilir. RDA (1989) da her iki cins için 800 mg/gün
fosfor alımı önerilmektedir.
Magnezyum
Genç ve
yaşlı populasyonunda serum magnezyum düzeylerin farklı
olmadığı saplanmıştır. Küçük çaplı çalışmalarda yaşlılarda
magnezyum emiliminin gençlere oranla azaldığı rapor
edilmiştir.
Magnezyum
Genç ve
yaşlı populasyonunda serum magnezyum düzeylerin farklı
olmadığı saplanmıştır. Küçük çaplı çalışmalarda yaşlılarda
magnezyum emiliminin gençlere oranla azaldığı rapor
edilmiştir.
YAŞLILAR İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ
1. Diyet
enerjisi arzu edilen ağırlık sınırlarını (BKI = 20-25)
koruyacak şekilde olmalıdır.
2. Enerjinin % 55-60'ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Saf
şeker tüketimi azaltılıp, kompleks karbonhidratlar tercih
edilmelidir
3. Enerjinin % 25-30'u yağlardan sağlanmalı, yağın doymuş,
tekli doymamış ve çoklu doymamış yağ asitlerinden gelen
miktarı 1:1:1 olmalıdır.
4. Enerjinin % 12-15'i proteinlerden sağlanmalıdır,
5. Günde en az 8 bardak sıvı alınmalıdır.
6. Günde 5-6 gramdan fazla tuz alınmamalıdır,
7. Yeterli diyet posası (25-30 g/gün) alınmalıdır.
6. Diyet kolesterolü 300 mg/gün veya daha az olmalıdır.
9. Öğün sayısı arttırılmalı günlük besinler 3 ana 2-3 ara
Öğüne dağıtılmalıdır
10. Besinleri hazırlama ve pişirme yöntemleri besin öğesi
kayıplarını önleyecek ilkelere uygun olmalıdır. Kızartma
yönteminden kaçınılma|ıdır.
11. Her öğünde veya her gün dört besin grubundan besin
tüketilmelidir. Böylece yeterli protein vitamin ve mineral
alımı sağlanmalıdır.
a) Süt ve ürünleri grubu
Süt ve yoğurt yaşlı için en uygun besinlerdendir. intolerans
olmadığı takdirde yaşlının diyetinde 500 g kadar süt veya
yoğurt bulunmalıdır. Az yağlı ve az tuzlu peynirler
seçilmelidir. Sütlü tatlılar yaşlılar için en uygun
tatlılardır.
b) Et, yumurta, kurubaklagil grubu
Et olarak tavuk ve balık eti, kırmızı ete tercih
edilmelidir. Özellikle derisiz tavuk beyaz etinin yağ
içeriği çok düşüktür: n: 3 yağ asitlerinin (EPA, DHA)
sağlanması açısından balık tüketimi arttırılmalıdır. Kırmızı
ete alternatif olarak yumurta tüketilebilir. Posa sağlanması
açısından kurubaklagil tüketimi yararlıdır.
c) Sebze ve meyve grubu
Özellikte yeşil yapraklı sebzeler ile sarı ve turuncu meyve
ve sebzelerin tüketimi antioksidan vitaminlerden B karoten
ve C vitaminin sağlanması açısından önemlidir. Günde 2-3
adet veya 200-300 gram meyve ile 2-3 porsiyon veya 300-600
gram sebze tüketilmelidir.
d) Tahıl grubu
Kepekli ekmek tercih edilmelidir
12. Yaşlının beslenme alışkanlıklarına ve ekonomik durumuna
uygun düzenleme yapılmalıdır.
Sağlıklı yaşlılarda bu şekilde düzenlenen diyet ile sağlığın
korunması ve geliştirilmesi mümkün olabilir. Hastalık
durumlarında ise bu temel ilkelerde uygun değişiklikler
yapılır. Örneğin obesite durumunda 800-1000 kalorinin altına
inmemek koşulu ile enerji sınırlaması yapılması, diabetes
mellitus’ta diyetten saf şekerin çıkarılması,
hipertansiyonda yemeklere eklenen tuzun azaltılması gibi
yaşamın başlangıcından itibaren uygulana gelen yeterli ve
dengeli. sağlıklı beslenmenin yaşlılıkta da sürdürülmesi
yaşam kalitesini yükseltecek en önemli etmenlerdendir. Yaşlı
beslenmesi ile ilgili ayrıntılı çalışmaların arttırılması
gerekmektedir.
D Vitamini
Yaşlılarda D vitamini eksikliği yaygındır. Yaşlı barsağından
D vitamini ve kalsiyumun emilimi azalabilir. Genelde D
vitamini alım yaşla azalır ve bu durumda endoien deri
üretimi çok daha önem kazanır. Epidermiste 7-dehidrokolesterol
konsantrasyonu ve D vitamini sentezleme yeteneği azalmıştır.
Deri kalınlığı da yaşla azalmaktadır. Bu faktörler serum 25
(OH)D nin yaşla birlikte düşme eğiliminden sorumludur-
Güneş. ışığından yararlanma durum unda serum 25 (OH) D
düzeyi yükselecektir. Ancak özellikle eve bağımlı yaşlılarda
güneş ışığından yararlanma azalır. Ayrıca güneş ışığından
deriyi korumak için kullanılan koruyucular da D vitamini
eksikliğine yol açabilir, Yaşlıda yaşa bağımlı olarak D
vitamininin karaciğerdeki 25 hidroksilasyonunda azalma
eğilimi varsa da özellikle yaşlı böbreğinde 1
hidroksilasyonunda önemli azalma söz konusudur. Bu düşüş
yaşla birlikle böbrek fonksiyonundaki azalmaya ve 1-alfa-hidroksilaz
enziminin aktivitesindeki azalmaya bağlıdır. Sonuçta 1-25
(OH)2 D düzeyi düşmektedir- iskelete yeterli 1-25 (OH)2 D
sağlanamaması yaşlıda kemik kaybı ve osteoporozun önemli
nedenidir. Önerilen tüketim standartlarında D vitamini her
iki cins için 5 mcg (200 l.Ü. I/gündür Bu miktar güneşten"
yararlanmanın yetersizliği, deride D vitamini sentezinin
azalması ve renal 1-alfa-hidroksilaz aktivitesinin azalması
nedeniyle çok düşük olabilir. Bu miktarın 400-600 l.Ü,
olması gerektiğini savunanlar vardır. Yüksek riskli
yaşlılarda D vitamini eksikliği yılda 2 kez 10.000-100.000
I.Ü. D vitaminin oral verilmesi île önlenebilir.
D Vitamini toksisitesi: Kronik olarak günde 25.000- 50.000
I-Ü. üzerinde D vitamini alımı toksik olabilir. Aşırı alım
barsaklardan kalsiyum emiliminin ve kemikten kalsiyum
mobilizasyonunun artmasına neden olur, Sonuçta oluşan
hiperkalsemi iştahsızlık, güçsüzlük konstipasyon ve kalp,
kan damarları, akciğer ve böbrekle yumuşak dokunun
kalsilikasyonuna yol açabilir Hipervitaminozis D nin erken
komplikasyonları
renal yetmezlik hipo ve psödohipoparatroidizim sarkoidosis
ve hiperlipidemi varlığında hızlanmış aterosklerozistir.
E Vitamini
Yaşlılarda E vitaminin emilmesinde değişiklik saptanmamıştır
E vitaminin lipo proteinlerle (VLDL, LDL) taşındığı ve
plasma lipit konsantrasyonlarında yaşa bağımlı
değişikliklerin etkili olabileceği düşünülerek yapılan
çalışmalarda E vitamini, lipit oranı ve yaş arasında ilişki
bulunamamıştır. E vitamini yetersizliği yaşlılarda yaygın
değildir. Önerilen tüketim standardı erkekler için 10
mg/gün, kadınlar için 8 mg/gün dür. E vitamini antioksidan
özelliği île serbest radikallerin zararlı etkilerini
azaltır, yaşlanmayı geciktirebilir, kanser oluşumunu,
katarakt gelişimini önleyebilir, Bu nedenle yaşlıların
diyetinde yeterli miktarda bulunması gereken bu vitamindir.
E Vitamini toksisitesi: Günde 800 mg gibi yüksek dozlarda
bile yan etkilerinin minimal düzeylerde olduğu saptanmıştır
. Aşırı E vitamini alımını diare ve yorgunluğa yol açabilir
ve K vitamini eksikliğinden kaynaklanan kuagülasyon
bozukluklarını artırır. Ayrıca yaşlıda serum kolesterolünü n
ü yükseltebileceği-ne ilişkin veriler vardır.
K Vitamini
Yaşlılarda K vitamini ile ilgili çok az bilgi vardır.
Yetersizlik nedenleri iatrojeniktir. Her mmol trigliserit
için belirtildiğinde, gençlerde plazma K vitamini
konsantrasyonu 0.82X10-6 mmol iken. yaşlılarda 0.62 X 10-6
mmol'dür. Bu azalmanın beslenme açısından önemi olup
olmadığı bilinmemekledir. Erkekler için 80 mcg/gün kadınlar
İçin ise 65 mcg/gün K vitamini önerilmektedir [
K Vitamini toksisitesi: K vitamini yetişkinlerde genellikle
iyi tolere edilir. Ancak intravenöz alımı ile yan etkileri
oluşabilir- Subklinik hepatik disfonksiyonlu hastalarda
protrombin zamanının uzamasına neden olabilir.
Tiamin
Yaşlılarda alkolizm ve genel malnitrasyon durumuna bağlı
olarak tiamin yetersizliği görülür. Yaşlılarda eritrosit
transketolaz aktivitesi yükselmiştir. Bu yükselmenin
yaşlılık için normal bir durum mu yoksa beslenme
yetersizliği sonucu mu olduğu açık değildir. Yaşlılıkta,
tiamin emilimindeki değişikliler konusunda da tutarsız
bilgiler vardır. Erkekler için 1.2 mg/gün kadınlar için 1.0
mg/gün" tiamin önerilmekle ve bu mîktariarın yeterli olduğu
düşünülmekledir.
Tiamin toksisitesi: Oral olarak tiamin toksisitesi düşüktür.
Günlük 10 mg oral tiamin alındığında uyku, iştah ve mud
indekslerinin yükseldiği saptanmıştır. Parenteral olarak
fazla alımında (>400 mg) akut vigilans veya letarji, orta
derecede ataksi ve bulantı görülebilir. Yüksek tiamin alımı
riboflavin alımını artırabilir.
Riboflavin
Yaşlılıkla riboflavin emilimindeki ve doku
konsantrasyonlarındaki değişikliğe ilişkin çok az. veri
vardır. Bu nedenle 51 yaş ve üzerindekiler için önerilen
tüketim standartlarının (erkekler için 1.4 mg/gün. kadınlar
için 1.2 mg/gün) yeterli olacağını savunanların yanı sıra.
gençlerle yaşlıların riboflavin gereksinmesinin aynı olduğu
vurgulanan metabolik çalışmalar sonucu, gençler için
önerilen miktarların (erkekler için 1.7 mg/gün, kadınlar
için 1.3 mg/gün) yaşlılar için de uygun olacağını savunanlar
da vardır. RDA (1989) düzeyinde riboflavin alındığında yaşlı
kadınlarda eritrosit glutation redüktaz aktivitesinin
yükseldiği, idrarla riboflavin atımının azaldığı
saptanmıştır. Bu bulgular alınan riboflavinin yetersiz
olduğunu düşünmektedir.
Riboflavin toksisitesi Riboflavin toksisitesi rapor
edilmemiştir.
Niasin
Yaşlılarda niasin eksikliği şenel malnitrasyonla birlikte
görülebilir. Yaşlılıkla niasin gereksinmesiniz değiştiğine
ilişkin veri çok azdır. Triptofanın niasine dönüşümüne
yaşlılığın etkisi da bilinmemektedir. Erkeklerde 15 mg/gün,
kadınlarda ise 13 mg/gün niasin alımı önerilmektedir.
Niasin toksisitesi: Günde 200 mg'ın üzerindeki nikotinik
asit dozları flushing pruritis ve diabetiklerde glikoz
toleransının değişmesine, peptik ülserde ağrının artmasına,
plasma ürik asit düzeyinde ve karaciğer fonksiyon
testlerinde anormalliklere neden olabilir.
B6 Vitamini
Yaşla
birlikte serum ve plazma B6 düzeyinin azalmaya eğimli
olduğuna ve orta derecede oral B6 suplementi ile aktive
katsayısının normale dönmediğine ayrıca B6 gereksinmesinin
yaştan etkilendiğine ilişkin pek çok veri vardır. Bu
nedenlerle RDA (1989) da önerilen B6 miktarının (erkekler
için 2.0 MGK/gün, kadınlar için 1-6 MGK/gün) yetersiz
olabileceği ve en azından % 15 düzeyinde arttırılması
gerektiği savunulmaktadır Yaşlılardaki hücresel immun
fonksiyon azaltması da yetersiz E vitamini ve selenyumun
yanı sıra yetersiz B6 vitamini alımı île ilgili
görülmektedir. |